Misafir...
Bir zamanlar seçkin bir ruha bakıyordum aynalardan
-Ki herkesin bir gizi vardır geçmişe dair
Önce ruhum parçalandı sonra aynalar bir bir
Yaşlı ve dilsiz bir aşık gibi silindim hafızalardan.
Klasik ve kifayetsiz söylemlerin ortasındayım
İnsanlar, kanadı kırık bir kuş görünce göğü unutur
Ne yapardım bilmiyorum teselli arasaydım
Ben de herkes gibi gökyüzünü mü unuturdum?
Herkesleşmek kaçınılmaz sonu sanırım bu ömrün
İşte bana nedameti unutturacak yegane teselli!
Herkes gibi toprağı öpmekte gecikmeden
Evvel-i mevtten toprağı gözü açık öpmeli.
Kalpten kalbe giden bomboş bir yolda kaza yapmış gibiyim
Kararan gözlerimi güneşe açsam da nafile
Bazı bazı uykusuz gecelerin cansız bir bedeniyim
Camekanda sırıtmayacak kavruk bir güzellikte!
Bir sigara içimlik gülüşlerimi saklayabilmek isterdim
İnsan arıyor işte güldüğü en basit olayları, durumları
Yalnızlık postası kapımda yine aynı saatinde
Açmasam da birikir ruhumda kimsesizlik yığınları.
Güzel bir şarkı başlar ya hani ansızın radyoda
Ilık bir rüzgar eser, boynundan sokulurcasına
Hani mevsimsel bir manzaraya ilişir de gözlerin
Anlarsın, güzelliği de oluyor ömrün beklentisiz anında.
Bir tren yolu düşünün iki rayında iki ömür
Yolun sonuna dek yakın fakat aynı zamanda uzak
İşte hissettiğim yangın bu her an ruhumda
Ve yaşadığım hayat, iki ayrı ray bir tren yolunda.
Dünyanın kapısında ayakta kalmış bir misafir gibiyim,
Nezaketi terk etmiş kaba saba bir dünyanın.
Ben de ısrardan hazzetmeyen sessizlerden biriyim
Kendim örttüm kapısını dışarıdan bu dünyanın.

Yorumlar
Yorum Gönder